aşka notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşka notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2011 Salı

söyleyemedim, nedense sustum...

eksikse o, hep eksik kalıyor 
her neyse o işte
adı yoksa
yok




kalbinin içinde nereye dönersen dön
aynı
ayak parmakları/n sanki hep açıkta
yıllardır

ne yaparsan yap içinin bir yanı açık kalan insanlardanız biz
bir tarafta hep bir toz, duman
bir şeyleri bir türlü tam gediğine koyamayan

biraz daha kalsa o onlar
o çok mutlu onlar
gözüne bakmaya kıyamadığın anlar
hoş kalsa biraz daha kal diyeceğin
hatta hep kal, gitme demek istediğin
diyemediğin


ama hayat sana bu kadarını veriyor
yani hep biraz arızalı olanı

çokları çok önceden tüketmiş, yaşamış biri sana kalanının ne kadarını verebilir ki?




******
sen bir çizgi koymuştun tam aramıza
ben biraz kalınlaştırıyorum her gün şimdi  onu
taşırıyorum kimi zaman sağa, sola, aşşağıya
ama öğreniyorum
şimdi seni çok düşünmemeyi
sana çok alışmamayı
seni çok istememeyi
çok özlememeyi

yani her şeyin miktarını azaltmayı
az
biraz daha az





yazının şarkısı en çok candan erçetin : nedense sustum
biraz da bülent ortaçgil : ayrıntılar

foto: tumblr.com

31 Temmuz 2011 Pazar

An ve Zaman

mutluluk
kısadır.
farkettiğinde başlar 
asıl
uzun ve yorgun yolculuklar...


Ne kadar farklı yoldan gidersen git bazı yollar hep aynı yere varır, hep aynı sonuca varır: sonuçsuzluğa!
Hayat bir problem bile değil ! Neyi çözmeye uğraşıyoruz bilmiyorum.

Eğer bir önsüzü olsaydı hayatın ya da aşkın neler yazardı ? Biz hepsini yaşayarak yazıyoruz...
Ölüler tanık, kimseyi bulamazsak alıp karşımıza onlarla konuşuyoruz, hani okuyoruz ya, bazı geceler yazılanlardan medet umuyoruz bazı günler hiç bir şey yetmiyor anlamaya, anlatmaya... Öylece dursun ve geçsin diyorsun, kalbini alıyorsun okşayıp uyutuyorsun hayat diyorsun; hayat böyle!
Sen dipteyken bile ayakta durabiliyor musun ondan haber ver!

3. bir kişidir hayat seninle her şeyin arasına giren!
Sesin o kadar detone ki dünya sen bile umursamıyorsun artık kendini.


Seninle arama bin yıl koydum
Hesabını iyi tut sevgilim
Tut ki dayanamam
Yüz yıl sonra kapına gelirim

Kim bilir belki yeniden
Pencereden karşı çatıdaki şaşkın martılara güleriz.

şarkısı: erkan oğur - pencereden kar geliyor
http://www.youtube.com/watch?v=exKLbNtwwr4

24 Temmuz 2011 Pazar

Kuzgunum ; hayat kısa!

"Yalnızlık senin o konuşkan kuşun , bulutlar taşıdığın yakut sürahide
Begonyalar büyüten eski alışkanlık, y
alnızlık senin o konuşkan kuşun" behçet aysan




pazar kahvaltısından sonra ilk kez
balkona çıktım çiçekleri suladım
severmişim meğer 
yeni farkettim
bir kelebek girdi odama
öptüm yalnızlığı alnından


gitmenin kaç çeşidi vardı? kaç şiir  kaç öykü yazılabilirdi içinden gitmek/kalan geçen?
elimdekilerin daha kaçını  alacaksın ey şehir?


avucumdaki son gölgeyi sana bıraktım
biraz ışık ver yeter!




gökten bulutları indirdik yere 
yadırgamadılar da
unuttuk kuşların kanatları olduğunu
oysa 
nasıl da bağımlılardı göğe!
onlar bile özgür değildi işte


kuzgunduk
siyah ve karanlıktık ama hep şendik
kuzgunlar ölür mü gülmekten
biz öldük(!)




her şey geçti, gitti...
biz, eşikteki öpüş, aylar önceki gülüş,
bütün seslerimiz, kavuşmalarımız, 
üstümüze üstümüze uçan o kırlangıç


bitti mi o sokaklar?


her şey geçti
yine hayat kaldı


ve


"hayat kısa
kuşlar uçuyor"






ps: yazının şarkısı ezginin günlüğü: kuşlar da gitti.
foto: tumblr

20 Nisan 2011 Çarşamba

Aşk/ kısa bir şarkı arası

Bazı şarkılar fenadır bilirsin,
Şarkı başlar
Dökersin içini
Sanırsın kaç mevsim geçti
omzuna yaslanır
Şarkı bitene kadar hâlbuki
sen omzunla yaşlanırsın
dinlersin,
ölürsün!

Hadi şimdi şarkıyı başa sar!
Fiyakalı olsun cesedin!

Yine şarkının sonuna kadar sabremedin!


p.s.: bir şarkı olmalı fonda...senin şarkın

4 Nisan 2011 Pazartesi

yanlış zaman

bir gün gene sana yollarda rastlasam,
birlikte kır kahvesine gitsek,
konuşmasak.

cevat çapan
konuşmasak bu defa, her şey öyle olduğu gibi olsa sana giderken sana rastlasam, yine öyle ansızın yakalasan beni yürürken yağmurda hızlı hızlı, iki kahve içip ayılsan sen.
anlatamadan, anlatmadan, konuşmadan sormadan adı yanlış konan belki konamayan ardından bitip de bitemeyen 
(neydi adı?
bir türlü söyleyemediğimizdi. )

her şey düşmüş elimden
o günkü yüzün, 
benim şakacı hüznüm
geç/mişti
sahi geçti mi?
ellerinde yüzüm
 ben hala üşürüm seni düşününce ki zaten kıştı seni gördüğümde.
unuturken belki kandırırken hayat öyle giderken bahar  gelmişken hatırlatma kendini, yok olacaksan.

ben seni nerede görsem severdim,  diyemedim.
 oysa çok kısa bir andı nerden bilebilirdim böyle uzayacağını.
gözleri gülerken kaybolan biri vardı
bir adam!
özlendiği hiç bilmeyen

24 Şubat 2011 Perşembe

adsız özlem

birisini çok özlediğinde insan ne yapmalı?
 

Template by Blogger Candy