Bugünlerde blogumu aldatmış gibi hissediyorum. Hani nicedir görmemişim, arayıp sormamışım o da iyiden iyiye kızmış sıkı bir dost gibi,
halimiz...
Hep bu havalardan, sıcaklardan ve yine gelgitlerden...
Tam yeni bir hikayeye başlamışken oysa ki. Gülmekten karnın ağrımış kaç defa, sayamamışsın. Farketmeden ayrı ayrı aynı cümleler geçmiş önünüzden.
Her şey böyle iyi gidecek değil ya illa bir şeyler soracaksın kafanı delik deşik ederek, illa çomak sokacaksın...
Ya sonra? ya öyle değilse? ya şöyle olursa? ya, ya , ya....???
Bitirmeye, bitmelere alışmışsın sen illa bitecek dediğin bir şeyin devamı gelir mi? gelmez...
Ama değiştiremezsin bunu bir zaman sonra ona da alışırsın...
Sonra gecenin bir yarısı onca zaman sonra yaşadığın mutluluğun hesabını sorarken bulursun kendini...
Düşler düş kalır
Gerçekler gerçek
Hayat hep hayat kalır
Sadece yaşadıkların sana
Anların!
Özlemden ölünmüyor
Şüpheden ölünmüyor
Ama Edip gibi fazla şiirden ölmek var
O insana koyuyor!
Artık eski şarkılar da eskisi kadar can yakmıyor,
Gün geliyor her şey eksilip eskiyor.
Menekşeleri üzdüğünü bilsen de
Gece balkondaki sigaranın yerini bazen hiçbir şey tutmuyor...
"bahara bir dilim mavi var,
son çeyrek biraz hüzünlü olur,
olsun
tersine akan trenlere raylarında
çok umuttan gemi yüzdürdüm ben" T.uyar
(Kafandaki o kadar şeyi üstüste koyarsan böyle kopuk abuk bir yazı ortaya çıkar)
son çeyrek biraz hüzünlü olur,
olsun
tersine akan trenlere raylarında
çok umuttan gemi yüzdürdüm ben" T.uyar
(Kafandaki o kadar şeyi üstüste koyarsan böyle kopuk abuk bir yazı ortaya çıkar)

