21 Nisan 2011 Perşembe

İncelikler Yüzünden

Gecenin bir yarısı, en çok ne hissedilir, hangisi değer, hangi gözler geçer sözlerinden, sen hangisini seçersin?

Çok özleyince;  özlemek işte o kokuyu, mutlu uyandığın günleri, hani o en çok yazla kış arasındaki sabahları, taze demlenmiş çayı, yazlık elbiseni, bir dost sesi... hani der ya sair faik  "Nereden gelirse gelsin; dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin!... Bir hişt hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları….
_ Hişt hişt !
_ Hişt hişt ! "

Biri bir şiir okur, uzaktan bir ezgi duyulur,  kitapçıda biri bir kitaba dokunur içinden bir yazıdır uzaklarda birine yazıp bırakılır.
Biri geceye bakar pencereden bir sigara yakar, karşıda adam omzu boş kalbi ağır, durur.
Kapıdan bir kadın kokusu geçer, kimliksiz.

Kimi yollara dönülmek için kimilerine sil baştan için çıkılır...
Kimi yollara gözlerinden çıkılır, kimisine daha çıkmadan varılır.

Bir bahar gelir mi uzaktan, sanmam sen yine şiire dayan

Benimse hiç durmadan gidesim var
Hiç durmadan sevesim
Hiç durmadan öpesim
Hiç durmadan sövesim
Hiç durmadan öylece durasım var
Sanırsın ki denize karşı

Ya şimdi dünya ne yapmalı?
Hangi tarafını yüzüme sürmeli?





10 yorum:

AVRAM dedi ki...

Geceler kabuslara, karabasanlara sarınmış özlemlere gebedir yıllara sarih bir artışla. Gece gelen özlem başa beladır. Sait Faik, yaşama yeniden doğuma özlemini yazmıştı o öyküsünde. Severim; gerçi o adada yaşayıp, denizi yosunu içine çekerek yaşasam muhtemel ben de öyle olurdum.
Artık yolları yapa yapa değil yıka yıka geçtiğim zamanlar bunlar. Yaşlanmak bu olsa gerek.

beenmaya dedi ki...

yahu sen ne yapıyorsun böyle? ben sürüyorum bir yanıma dünyayı seni okudukça siliyorum her seferinde yine...

siyah karabatak dedi ki...

@avram: artık büyümüyoruz yaşlanıyoruz demiştim sanırım birkaç yıl önceydi.
gece gelen gözlem bela, çok fena!
ada, sait faik güzel şeyler bunlar!

siyah karabatak dedi ki...

@beenmaya: canım, işte silip sürüyoruz bazen oluyo böyle! bilmem ki niye:)hislerine bir az olsun dokunabiliyorsam ne mutlu bana.

Deli Anne dedi ki...

Merhaba, yazılar güzel, şarkılar güzel! Oğuz Atay da var üstelik.. sevdim yerinizi.. sevgiler:)

(Daha önce gelmiştim ama bloglar açılınca hayat buldum yeniden sanki)

MİNA dedi ki...

Hiç durmadan dönüyor dünya.. Ve hiç durmadan gidesi olanın hiç durmaksızın midesi bulanıyor..
Yaşam(ak) bir mide bulantısı mı?

matias dedi ki...

yesili ve icinde can bulan hayvanları ozledim..
yesilin icinden denize inen bir patikadan yurumek istiyorum
ciceklerin boceklerin arasından..

gunesle sevismek..

siyah karabatak dedi ki...

@Deli Anne: Merhabaa..:)
Çok teşekkür ederim.
Evet bloglar tamamen geldi,nihayet...

oğuz atay gerisi üç nokta...

siyah karabatak dedi ki...

@Mina: Yaşam/ak bir mide bulantısı mı bilemiyorum ama dünya döndükçe başım dönüyor dans eder gibi yapıyorum kimi zaman, dans ediyorum midem bulansa da durmuyorum durursam düşerim diye korkuyorum.!

siyah karabatak dedi ki...

@Matisa: sanki baharı biz zorla çağırıyoruz sanki bıkmış bizden...
güneşi küstürmüşüz...
denize inen bir patika! evet!
özledim...
rüzgara koşalım güneşe birlikte!
bir resim çizelim içinde mutlu gitmeler ve kalmalar olan...

 

Template by Blogger Candy